Gün bugün ulvi bir görev için sabahın köründe
ayaktayız :)
Salvador Dali bizi bekliyor…
.JPG)
İstikametimiz Figueres ve trenimiz saat 7’de
kalkıyor…
 |
| Figueres - Tiyatro Binası |
 |
| Salvador Dali Müzesi'nin kapısının önü |
Figueres de neresi derseniz, Barcelona’ya trenle
1,5 saat kadar uzaklıkta, ünlü Sürrealist Ressam Salvador Dali’nin yaşamış
olduğu evin bulunduğu sahil kasabası olan Cadaques’in bağlı bulunduğu şehir. Bu
ufak şehirde bulunan bir çok müzeden en önemlisi ise Salvador Dali Müzesi. Daha önce Sabancı Müzesi’nde veya farklı
sergilerde gördüklerinizin çok daha fazlasını ve en önemli Dali eserlerinin
orijinallerini burada görme imkanına sahipsiniz. Dali’nin yaşadığı ev ise
buraya 1 saat mesafedeki sahil kasabasında ancak müze çok daha ilgi çekici.
.JPG) |
| Salvador Dali Müzesi |
 |
| Salvador Dali Müzesi - Siyah Cadillac |
Şimdi biraz detay verelim; Müzenin kapıları 10:30'da açılıyor. Biz de
sabah ilk trene bindiğimiz için 10:00 civarı müzeye ulaştık ve içeriye ilk
girenlerden olduk. Bunun avantajını üst katları gezerken anladık çünkü saat
ilerledikçe müze bir hayli kalabalıklaştı. Keyifli bir gezi için erken saatte
gitmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.
.JPG) |
| Salvador Dali Müzesi - İçinde Gala'nın gizli olduğu tablo |
İçerideki bir çok eserde Dali’nin eşi,
hayatının kadını Gala’yı görüyoruz. Malum kendisi de uçuk kaçık bir sanatçı olduğundan
müzede onlarca farklı ve çılgın eseri
gördükçe gezimizden aldığımız keyif artıyor. Bunlardan biri de Gala’nın
tablosunu çizerken kendi portresini 6 farklı aynaya bakarak resmettiği tablosu.
Gerçekten muhteşem ve olağanüstü eserlerle karşılaşıyoruz, hepsini teker teker
burada yazarak anlatmak çok zor fakat elimizden geldiğince fotoğraflamaya
çalıştık.
.JPG) |
| Salvador Dali Müzesi - Gala |
.JPG) |
| Salvador Dali Müzesi - Dali'nin Michelangelo'ya göndermesi |
İkimizin de ilgisini en çok çeken eser MaeWest Odası oluyor. Evet burası bir oda... İçeri girdiğinizde duvarda 2 tablo,
onların tam ortasına gelecek şekilde aşağı yerleştirilmiş burun şeklinde bir
obje, (baktığınızda daha çok şömineyi andırıyor) ve perspektif olarak ön tarafa
yerleştirilmiş dudak şeklinde kocaman bir koltuk. İlk başta pek bir şey ifade
etmeyen ve birbirinden biraz ayrık görünen bu objeleri tam karşıda bulunan ve
yukarı merdivenle çıkılan bir platformun üzerindeki kocaman büyütecin
arkasından gördüğümüzde gerçekten tam olarak ne olduğunu anlayabildik.
Karşımızda canlı Mae West duruyor sanki, gözleriyle bize bakıyor :)
Mae West, 20. Yüzyılın ilk zamanlarından, çok
ünlü bir şarkıcı ve aktris aslında. Kendisi bir seks sembolü olarak da
tanınıyor. Dudaklarıyla ünlü olan bu hanımefendinin “Oda” halindeki tasvirini
de Salvador Dali üstlenmiş ve ortaya bu harika sanat eseri çıkmış.
.JPG) |
| Salvador Dali Müzesi - Mae West Odası |

Müzedeki gezimiz yaklaşık 2 saat sürüyor ve
buradan çıkıp hemen yan taraftaki Dali’nin Mücevher Müzesi’ne gidiyoruz. Burada
da yine Dali’nin tasarladığı birbirinden enteresan ve
şahane mücevherler
sergileniyor.
 |
| Salvador Dali'nin mücevherlerinden bir kaçı |
Özellikle içine ufak bir aksam yerleştirilmiş
olan ve kalp atışlarını gözlemleyebildiğimiz Yürek şeklindeki mücevher göz
alıcı.. Bunun yanı sıra dudak şeklinde harika bir broş da var. Neslin pek bir
hayran kaldı :)
.JPG) |
| Kalpleri fetheden Dudak Broş :) |
Müzeye ait olan dükkanda bu mücevherlerin
bazılarının replikalarını bulmak mümkün. Hepsi harikalar. Ancak replika olsalar
bile fiyatları çok da ucuz değil :)
Ayrıca Dali’nin birçok tablosunun farklı
ebatlardaki replikaları da burada satılıyor. Neslin nispeten daha uygun fiyatlı
ve şirin Mae West dudağı yaka pininden bir adet edindi bile :) Bu
dudakların küpelerini de burada bulmak mümkün ;)
Öğle yemeğini bugün müze yakınında bulunan
ufak bir pastanede sandviç yiyerek geçiştirmek zorunda kaldık bu yüzden yemek
tavsiyemiz sadece akşam yemeği için karşınızda olacak :)
 |
| Parc Güell |
Gezimiz bittikten sonra Barcelona’ya geri
dönüyoruz ve günü bitirmeden yolumuz bu sefer Antoni Gaudi’nin bir başka
şaheseri Parc Güell’e düşüyor.
Aslında buranın ne olduğu adında gizli,
Parc kelimesi Türkçe’de Park anlamına
geliyor :) Güell ise daha önce bu arazinin sahibi olan kişinin soy adından geliyor. İlginç bir hikayesi var buranın...

Gerçek şu ki Barselona’nın en renkli noktası
burası, hem çok geniş bir alan hem de her yer Gaudi’nin mozaikleriyle dolu. Kocaman
bir açık müzeyi andıran Park Güell’e giriş de ücretsiz. Akşam 18:00’de kapıları
kapanıyor ve gün batmadan ziyaret etmeniz önem teşkil ediyor, buradaki
güzellikleri fotoğraflamadan bir yere gitmeyin :)
Parc Güell’e gitmek için metronun yeşil
hattında bulunan Lesseps istasyonunda inip 10 dakika kadar yürümeniz gerekiyor.
Yürüyüş yolumuzun üzerinde birçok hediyelik eşya dükkanı bulunuyor, bakmadan
geçmeyin. En çok çeşidi ve en uygun fiyatları burada bulabilirsiniz.
Gün batımına yakın buradan ayrılıyor ve otelin
yolunu tutuyoruz.
 |
| Bar Celta Pulperia'nın kaselerden yapılmış vestiyeri :) |
Check listimize bakıp bu sefer akşam yemeği
için yine Barceloneta yakınlarındaki Bar Celta Pulperia’ya gitmeye karar
veriyoruz.
Burası da Barselona’da harika tapasların
tadına bakabileceğiniz yerlerden biri. Biz neler mi ısmarladık? Yine
dayanamadık neredeyse gördüğümüz her şeyden istedik diyebiliriz.
 |
| 1. En Sol: Kalamar, 2. Orta En Üst: Patates Topları ve Corizo Sosisi 3. Orta Ortadaki: Akdeniz Lokumu, 4. Orta En Alt: Balık Kızartma, 5. En Sağ: Kızarmış Yeşil Biberler ve Patatas Bravas |
Buraya özgü patates topları var, içinde kıyma ve
özel bir sos bulunuyor, mayonez ile yeniyor, tercihe göre mayonezsiz de
olabilir tabi. Bir kalori bombası ama çok lezzetliler. Tabi ki olmazsa olmaz tuzlu
yeşil biberlerden de ısmarlıyoruz. Çağatay balık kızartması ısmarlıyor, bir
hayli ufaklar ama çok lezzetli olduğunu söylüyor, Neslin ise hakkını Çorizo’dan
yana kullanıyor. Buranın Patatas Bravasları da bir harika, mutlaka isteyin.
Gözümüz doymuyor ve bir porsiyon Kalamar ve Akdeniz Lokumu’nu da ısmarlamayı
ihmal etmiyoruz tabi ki :)
 |
| Bar Celta Pulperia'da ev yapımı Juan Miro Cavası :) |
Burada ev yapımı Cava bulmak mümkün, gecenin
ilk Cava şişesini burada açtırıyoruz, bunu neden üstüne basa basa yazdığımızı
biraz sonra anlayacaksınız :)
Pulperia’da gelen hesap uygun ve
yediklerimizin lezzeti bir hayli tatmin ediciydi. Buraya mutlaka uğramanızı
tavsiye ediyoruz, ayrıca barların ve eğlence mekanlarının bulunduğu bölgede
olduğundan mekandan çıktığınızda ne yapacağız sorusunu da aklınıza
getirmiyorsunuz.
 |
| Bar Sor Rita'nın kapısı ve iç dizaynı |
Hemen yakınımızda bulunan ve ilgimizi çeken
bir bara giriyoruz. Burası Sor Rita. Açıkçası kapıdaki dekor bir hayli ilgi
çekici ve yaratıcı :) Bir çok Barbie bebeğin kafalarının kalp şeklinde yapıştırılmış olduğunu
görüyoruz :) İçeri girdiğimizde ise dekorun tamamen bayan temasıyla yapılmış
olduğunu görüyoruz. Tavana yapıştırılmış ayakkabılar, duvardaki kocaman
aynalara ruj kullanılarak yazılmış menü ve etraftaki dünyaca ünlü bir çok bayanın
fotoğrafı gibi bir çok ayrıntı söz konusu..
 |
| Bar Sor Rita'da muhteşem Cava |
Gecenin 2. Cava şişesini burada açıyoruz,
yanına da kocaman bir kasede zeytin ve cips istiyoruz. Sadece 12 euro ödüyoruz,
keyfimize diyecek yok :)
Yetmiyor 3. Cava şişesi de burada açılıyor
ardından sahil tarafındaki Espit Chupitos’a geçiyoruz. Burası Barselona’nın en
ünlü Shot Bar’ı. Menüsünde 500den fazla
çeşit olduğu söyleniyor ki zaten içeri girdiğiniz o ufacık yerin tüm duvarını
ufak ufak yazılmış shot isimleri kaplıyor, bu tabi ki de menü aslında :)
Chupito, İspanyolca “Shot” anlamına geliyor. Espit ne demek
bilmiyoruz ama bileniniz varsa nedir öğrenmek isteriz :)
 |
| L'Ovella Negra'dan litrelik Sangria |
Barselona’yla ilgili ilk postumuzda da
belirttiğimiz gibi kaldığımız yer aslında büyük gece kulüplerinin bulunduğu bölgede
yer alıyordu. Bu nedenle otelimizin olduğu bölgeye dönmeye karar verdik ve kendimizi L'Ovella Negra’ya attık. Burası da aslında eski bir tütün fabrikası, ancak şu an
kocaman bir restoran-bar şeklinde düzenlenmiş. İçinde büyük bir bar, konser
alanı, bir çok tahta sıra ve uzun masalar var ve Barselona gençliğinin gece
dışarı çıktığında ilk durak olarak buraya gelip uygun fiyatlara litrelerce Sangria
ve Bira içtiği bir mekan. İçerisi inanılmaz kalabalık fakat yine de barda
ayakta durup bişeyler içmeniz mümkün. Masalarda 5-10 litrelik Birahiler
görüyoruz, biz de 1,5 litrelik bir Sangria alıyoruz, bir hayli lezzetli :)
L'Ovella
Negra, Türkçe “Kara Koyun” anlamına geliyor, içinde kendine ait bir de dükkanı
var ve üzerinde kara bir koyunun bulunduğu bir çok t-shirt, çanta vb tekstil ürünleri satılıyor, pek eğlenceliler doğrusu :)
Barselona’daki Cumartesi gecesini hemen yan
sokakta bulunan ve Barselona’nın en ünlü gece kulüplerinden biri olan aynı
zamanda bir çok ünlü sanatçının da konserine ev sahipliği yapan Razz Matazz’da
alıyoruz. Fakat 3 şişe Cava ve 1,5lt Sangria’dan olacak ki çok vakit geçirmeden
otelimize dönüyoruz. Zaten az sonra güneş doğacak :)